Pazar ve Kuş Lokumu


Uzun süredir yazmıyordum ; yazsamda paylaşmıyordum…
Her sabahki gibi uyandım bu sabah, uyumalarım farklı olsada uyanmalarım aynı bu aralar…
Güneşli bir sabaha merhaba demenin enerjisi yok üzerimde ne zamandır, sonbahar iyiden iyiye hissettiriyor kendini  ki ben hala gelmesini beklediğim bir pastırma yazı hayali ile yaşıyorum…

Beni tanıyanlar bilir, bir yaz delisi olan ben her sonbahar bir melankoli bir duygusallık, kabullenemem bir türlü yazın geride kalmasını büyümemeye diren bir çocuk inatçılığında…

İşte yine böyle başladım bu güne yine duygusal ve yine biraz melankolik belkide…

İş hayatına ara verdiğimdem beri önemli önemsiz bir çok şey değişti hayatımda; vakitsizlikten ya da içinde yaşadığımız aşırı teknolojik hayatın yanında getirdiği tembellik alışkanlığı yüzünden yapamadığım bir çok şey yeniden girdi hayatıma…

Kişisel ihtayaçları geçtim market alışverişlerini bile internetten yapar olmuştum ama artık çocukluğumun anılarında kalan semt pazarına gidebiliyorum rahatlıkla…

Özlemişim ”geçen hafta senden aldım ama hep eziklerini koymıuşsun”, ” aaaa sende niye üç lira her yede ikibuçuk” ,”aaa seçtirmezsen almam” muhabbetlerini, pazarcıların kulakları sağır eden ‘Gel abla gel” naralarını…

Bu gün yine olağan pazar alışverişim için çıktım evden, her zamanki gibi bir gündü arabama bindim ve  kısa bir yolculuktan sonra vardım pazar yerine, içimde olacaklardan habersiz… parkettim ve burnumdan yıllardır gitmeyen o  taze meyve-sebze kokularını ciğerlerime doldura doldura ilerlemeye başladım pazarın o kalabalık sokaklarında….

Sebzenin iyisi ,meyvenın tazesi diye diye alşerişimi  tamamlamak üzereydim ki bir şey oldu ve ben yüreyimde sanki inceden bir bıcak sızısı, gözlerim dolu dolu kalakaldım bir tezgahın önünde…

Çocukluğu benim gibi eli annesinin elinde pazara giden  herkes bilir yufkacı-kadayıfçılar vardır ve o yufkacılar KUŞ LOKUMU satarlar renkli renkli minik minik lokumlar…

Pazara gitmenin en güzel yanı buydu benim için;  annemin bana kuş lokumu alması ihtimali…

Çok şeker düşkünlüğüm nedeniyle her hafta  annemle en sıkı kavgalarımızı bunun için yapar ve ben o yaşın getirdiği yoğun inantçılığımla hep  anneme karşı bu mücadeleyi kazanırdım…

Soğuktan üşümüş ellerimde kuş lokumum içimde neşe, mutlu mesut dönerdim evime…

Yıllar sonra karşılaştığım bir görüntüyle yine annesinin eteğini çekiştiren bir çocuk oluverdim birdenbire …

Dayanamadım…

Aldım  kuş lokumumu…

Yine mutlu mesut , birazda garip hisler içinde tekrar evin yolunu tuttum..
Eve geldim, heyecanla actım paketini ve hemen üç-dört tanesini attım ağzıma ama o da ne hatırladığım tat bu değil, annemle kavgasını yaptığım kuş lokumum bu değil (di sanki)…

Bıraktım paketi masanın üzerinde gittim mutfağa bir yeşil çay yaptım ohhhhhhhhhh içim ısındı birde sigara tellendirdim şöyleee…

pencerenin kenarına geçip dışarda yağan yağmuru izlerken ve düşünürken bir kanıya vardım kendimce….

Hep şikayet ediyoruz ya nerde o çocukluğumuzdaki meyveler nerde  o hormonsuz sebzeler diye…

Hormonlar GDO lar tamamda  sebzeler hormonsuz olsada duyular hormonlu artık…

Hayat mücadelesi, yaşanan olumsuz tecrübeler, hastalıklar,ayrılıklar hepsi ağır, acı bir tat bırakmış sanki ağızlarımızda…

Şimdi masada tam karşımda  boynu bükük duruyor  kuş lokumu hem yazıyor hem göz ucuyla ona bakıyorum ,o da  beni süzüyor çaktırmadan…

ANLADIM!!!  LOKUM AYNI LOKUM SADECE AĞZIMIZIN TADI YOK….Ağzınızın tadı hep yerinde olsun….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: