Takı Alırken Dikkat Edin…


Tarihe, Osmanlı tarihine, o dönemin esintilerini taşıyan takı, parfüm, eşya vs. ye yıllardır olan ilgimi beni tanıyanların içerisinde bilmeyen neredeyse yok gibidir.  Daha gündemimizi meşgul eden meşhur dizinin esamisi dahi ortada yokken neredeyse yayınlanmış tüm kitapları yalayıp yutmuşluğum da vardır. Takı kutumda hatırı sayılır oranda bu döneme özgü sitilde  takılar da var. Hatta ve hatta kahve içmeyi benim için şölen haline getiren Topkapı Sarayında kullanılan incecik, el yapımı ve el boyaması fincanların birebir kopyası olan kahve fincanlarım var.

Bunları yazmamdaki sebep mal varlığı beyanında bulunmak değil, sadece bu tür şeylerin benim için bir dizinin alevlendiği  modaya uyma arzusu olmadığının bilinmesini istemem. Çünkü aşağıda anlatacaklarımdan sonra tv de her gördüğünü alma meraklısı biri olduğumun düşünülmesi endişesini taşımaktayım.

Geçtiğimiz Cumartesi günü kocişim, kardeşi, onun eşi ve bendeniz güzel bir akşam geçirmek, biraz alış-veriş, biraz gezme-tozma bahanesi ile Beyoğlu’ndaydık. Mağazalara gire çıka yaptığımız geziden bir hayli sıkılan eşlerimiz tam homurdanmaya başlamıştı ki o esnada meşhur Aznavur pasajının önüne gelmiştik bile.  Her Beyoğlu ziyaretimde uğramadan geçememe alışkınlığım nedeniyle hemen içeri girdim ve tabi eşimde benimle birlikte geldi. İçerideki gümüşçüleri (?) gezerken bir yüzüğe takıldım o yüzük şu aralar çooook meşhur Hürrem yüzüğünün gümüş versiyonu bir yüzüktü.

Yüzüğü görür görmez gözlerimde oluşan ışıltıyı ve mutluluğu fark eden, bu sitile olan tutkumu çok iyi bilen eşim uzun süredir bana özel bir şeyler almamış olmasının etkisiyle hemen fiyatını sordu ve kısa bir pazarlıktan sonra hatırı sayılır bir ücrete onu benim için satın aldı. Bu arada bende ısrarla satıcıya yaşadığım nikel alerjisinin yarattığı sıkıntımı bu nedenle kesinlikle gümüş ürün almam gerektiğini de üstüne basa basa söyledim. Aldı ve çıktık… Yüzüğüm parmağımda güzel bir gece geçirdim. Gece eve gelene hatta ertesi gün öğlene kadar da bir şey hissetmedim. Ancak öğlen saatlerinde parmağımın acayip şekilde kaşındığını ve şişmeye başladığını, bir de üzerine yüzüğün parmağımda yeşil-mor bir halka bıraktığını görünce bunda bir tuhaflık olduğunu anladım.

Ertesi gün kandil münasebetiyle anneme gittim gitmişken de takılarımın büyük bir çoğunluğu satın aldığım Nişantaşı’ndaki Gümüşçüme yüzüğü gösterip durumu anlattım. Görür görmez bana söylediği yüzüğün gümüş değil Bronz olduğuydu. Üstelik aynı yüzüğü kendilerinin de sattığını ve pazarlıksız kredi kartı satış fiyatının bizim pazarlıklarla nakit olarak aldığımız fiyat olduğunu söyledi. Bunu duyar duymaz kafamdan aşağı resmen kaynar sular döküldü. Üzüntü içinde anneme gittim ve durumu kocişime anlattım. Yemek ve kandilleşme olayı sonrası eve dönerken aldığımız yere uğramaya karar verdik. Beyoğlu’ndaki park yeri sorunu ve hemen çıkmamız gerektiğinden ben yalnız gittim.

Oraya vardığımda yine aynı satıcı oradaydı, parmağımın halini gösterip, durumu anlattım, yüzüğün gümüş olmadığını önce kabul etmek istemedi, birkaç yere telefon açtı, telefonun ucundaki kişi de yüzüğün bronz olduğunu söyleyince çaresiz kabul etmek zorunda kaldı ancak para iadesi yapamayacaklarını yerine başka bir ürün vermeyi teklif etti. Ben artık kendilerinin sattığı ürünlere olan güvenimi kaybettiğimi ve paramı geri istediğimi ısrarla belirttim. İyice köşeye sıkışan satıcı bu seferde bana daha bir gece parmağımda takıp sevincimden gözüm gibi baktığım yüzüğün taşını kırdığımı söyledi.

Artık sinirden iyice gözüm döndü. Baktım yine tatlı söz yılanı deliğinden çıkartmayacak aldım sazı elime başladım bağırınmaya… Kendisinin daha sattığı ürün gümüş mü değil mi farkında olmazken bunu satarken nasıl fark edebileceğini, kaldiki bırak taşı parmağımın kendisi yüzünden bu hale geldiğinden kafasını kırmadığıma şükretmesi gerektiğini söyledim. Biraz çevremize toplananlardan birkaç kişiden birazda yaptığından utandı ve benimde çok saf ve hakkını yedirecek bir insan olmadığımı anlayınca yarım saatin sonun paramı geri verdi.

Sinirden gözlerim dolu dolu döndüm eve. Bir dikkatsiz ya da uyanık yüzünden hem yüzüğümden hem de sağlığımdan oldum. Siz siz olun takılarınızı bildiğiniz ve güvendiğiniz yerlerden alın. Özellikle çok moda olmuş şeyleri alırken daha dikkatli olun çünkü nasılsa moda, herles bayıla bayıla almak istiyor, dikkat etmezler deyip gümüş fiyatına bronz yüzüğü bile kakalamaya cesaret edebiliyorlar….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: