İçim kıpır kıpır… [ her manada :-) ]


gölgeGebelik süresince insanın içini en çok coşturan, zaman zaman duygulandırıp zırıl zırıl ağlatan, ne diye sorulsa hiç tereddütsüz bebeğin anne karnında hareket etmesi daha doğrusu bu hareketleri annenin hissediyor olması derim. Bir daha gebe kalmak istesem en büyük sebebim sanırım bunu yeniden yaşamak isteği olur. Sıcak bir sonbahar akşamı sadece 17+3 haftalık gebeliğimde, koltukta portakallı dondurma yerken hissettim bebeğimin hareketlerini, içimde kelebekler kanat çırpıyordu sanki yaklaşık 10 dakika sürdü. Çok güzeldiii… veee kaçınılmaz olarakkk çok ağladım…

Ağlamak demişken gebelik tam bir sulu gözlülük demekmiş, artık kesinlikle biliyorum. Benim öyle önüne geleni kırmayı, bağırıp çağırıp terör estirmeyi ya da aşırı alınganlık, bencillik yaşamamı sağlayan bir ruh halim ya da gebelik depresyonum olmadı tüm gebeliğim boyunca, fakat bir naif duygusallık beni benden aldı resmen. Haberleri izleyemez, gazete okuyamaz oldum, reklamlarda şehirde kaybolup ayağı kayan buzağıya, ama çok küçücük bu deyip cherry domatese, mendil satan çocuklara, bile gizli gizli ağlar oldum. İnce düşünen biriyimdir ama bu kadar duygusal olduğumu ben bile bilmezdim..

4.-5.-.6. aylar gebeliğin balayı diyorlardı ki bu kesinlikle doğru. Çoğunluktan farklı bende 4. ayda başlayıp doğurduğum sabaha kadar devam eden  sabah ve açlık bulantıları, kusmalarını saymazsak tabii ki..Bir kere ilk üç ay sürekli kendini kollamanın verdiği gerginlik ve kısıtlamalar bittiğinden insan kendini inanılmaz dinç hissediyor. Sürekli gezmek, dolaşmak ve alışveriş yapmak istiyor… tabi benim gibi abartılıp karaköyden köprüyü yürüyerek geçip eminönüne, oradan havuzlu hana gidip, üç kat mağaza mağaza gezip, aynı yolu tekrar yürüyerek karaköye dönülürse eve gelince koltulktan kalkıp kendi yatağına bile gidecek hali kalmaz. Bu gezentiliğim yüzünden ya bebeğimi yorduysam ya ona bişey olduysa, bak oynamıyor işte diye diye isotun da az başının etini yiyip yine rutin muayene harici gece gece doktora gitmişliğimizin sayısı az değildi… Bir değil iki değil artık doktorlarda kıl oldu sanırım bana… Amaaann onlar beni anlayamaz kiiii ne de olsa hepsi erkek…

Önümüzde kızımızın vereceği en büyük sınav 21. haftadaki detaylı ultrason kontrolüydü… Bu kontrolü kendi doktorumuz değil bir perinatoloji uzmanı yapacaktı. Kontrolü yapacak doktorun konusunda uzman fakat çok konuşmayan, biraz somurtkan biri olduğunu duymuştum, tez canlı ve konuşkan olan ben bu nedenle korka korka gittim hastaneye, tabiki benim can yoldaşım, bir numaralı desteğim, endişesavarım, eşim, İsotum da her zamanki gibi benimleydi.. neyseki dedikodular asılsız çıktı doktor gayette konuşarak yaptı muayeneyi ve kızımızın maaşallah sağlıklı bir bebek olduğu müjdesini verdi bize… derin bir OHHHHHHH…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: